Herkese merhaba. Bugün sizlerle İthaki yayınlarından yayınlanmış olan; Mezarınıza Tüküreceğim çizgi romanından bahsetmek istiyorum. Çizgi roman hakkında görüşlerimize girmeden önce en başta şunu yazmak istiyorum; ne filmi ne kitabını okudum. Yazım tamamen çizgi romanı hakkında olacak, bu sebepten kitabına filan haksızlık etmek istemiyorum.

Öncelikle Mezarınıza Tüküreceğim çizgi romanının girişinde ki yazıyı okuyunca biraz araştırma yaptım. Bu kitap yayınlandıktan belli bir süre sonra yasaklanıyor. Boris Vian tarafından yazılan fakat takma ismiyle yayınlanmış bir eser. İçeriğinde ırkçılık, cinsellik ki burada ki cinsellik çizgi romanda da mevcut olduğunu belirteyim. Spoilerli bir yazı olabilir, aklımdan gelenleri bam güm yazacağım.

Baş kahramanımız bir african americandır. Fakat görünümü bir beyaz tenli insanı andırmaktadır. Sözlükte mulatto olarak geçen tabire uymaktadır. Ailesinde kardeşleri ise onun gibi değildir; bildiğiniz african americandır. Kardeşi bir beyaz tenli insanı sevmiş ve bu sebepten dolayı ırkçılar tarafından öldürülmüştür. Kitabımızın dönemi; ırkçılığın olduğu african americanların hor görüldüğü bir dönemi ele almaktadır.

Kardeşi öldürüldükten sonra kahramanımızın tek bir hedefi vardır; o da intikam almak. Şimdi burada bir es vermek istiyorum. Kardeşiniz, ırkçılar tarafından öldürüldü ve bunun intikamını almak istiyorsunuz. İntikam denilen de; bildiğiniz karşı tarafı öldürmek. Seçeceğiniz hedef kim olur ? Kardeşinizi öldürenler mi yoksa rastgele başka insanlar mı ? Romanını bilmiyorum ve çizgi romanda yanlışta anlamadıysam ilk saçmalık bana göre burada başlıyor. Kahramanımız kardeşini öldürenleri değil bildiğiniz; maddi durumu iyi olan farklı kişileri öldürmeyi kafasına koyuyor. Bunu yapmadan önce de; ilk başlarda kadınlarla beraber olup sonra öldürmek olarak belirliyor. Beraber olmasının amacı da bir bakıma; sen bir african americanla beraber oldun demek. Bu bana oldukça saçma geldi. İntikam mı istiyorsun ? Git kardeşini öldürenleri öldür. Hadi burada ben haksızım diyelim veya yanlış anladım.

Çizgi romanında bile yazarın; cinayet kısmını betimleme şekli ” wooow ” dedirtiyor. Hani çizgi romanda böyleyse kitapta nasıl detaylara girmiştir bilemiyorum. Yani insanı yazdıklarını göre yargılamayalım da; bu nasıl bir fantezi veya düşüncesi gerçekten insan hayret ediyor. Bildiğiniz aşağıdaki tepkiyi verdim;

Mezarınıza Tüküreceğim image

Kadınlara sahip oluş şekli; herkesin açmış onu beklemesi oldukça saçmaydı. Birde istediğini elliyor, yatıyor, öpüyor yani ne bileyim; ulan bu kadar kolay mı ? diye sormadan edemiyor insan. Bu sebepten bana pek geçmediğini söyleyebilirim.

Mezarınıza Tüküreceğim çizgi romanını neden aldın kardeşim o zaman diyebilirsiniz. Amazon prime da ertesi gün teslimatta fiyatı uygun görünce sepete ekleyeyim dedim. Kötü mü ettim ? Ehh. Yani hayatımda şuana dek Mezarınıza Tüküreceğim kitabı veya filmi hakkında konuşulan bir ortamda bulunmadım ama genel kültürüm oldu diyebilirim.

Bu arada +18 yaş uyarısını da vereyim. Bu çizgi romanı okumasanız bir şey kaybedeceğinizi düşünmüyorum. +18 şiddet veya cinsellik içerikli çizgi romanlara da karşı değilim. Bilemiyorum Altan…

Bir daha olsa alır mıydım ? Hayır…

Herkese merhaba ! Sporda cardiodan nefret eden biriyimdir. Onun yerine sahilde yürümek filan daha ideal geliyor fakat çalışma hayatının içinde olunca hem salon hem salon sonrası sahilde yürüyüş zaman sıkıntısı yaratabiliyor. Bende cardioyu biraz eğlenceli kılmak için Netflix’ten belgesel bölümleri filan izliyorum. Bugün itibariyle en son tamamladığım belgesel; Casusluk Sanatı oldu. Belgesel 20 Ocak 2020 tarihinde Netflix’te yerini almış. Sitenin kendi yapımı olan belgeselin konusu adı üstünde; casuslar hakkında. 8 bölümden oluşan belgeselde her bölüm farklı bir konuyu el alıyor. Benim açımdan Casusluk Sanatı‘nı güzel yapan şey; sadece bu bölümlerde ki konuyu işlemesi değildi. Tarihte casusluk yapmış veya karşı casusluk yapmış kişileri örnekleriyle anlatması ilgi çekiciydi.

Gerek casusları gerekse de kullanılan teknolojileri mercek altına alan bir yapım olmuş. Tabi belgesel ağır bir Amerika taraftarlığı içeriyor. Sanırsınız dünyada tek kötüler; Çin, Rusya, İran filan. Amerika tam anlamıyla bir melek. Sağ olsunlar bunun biraz farkına varmışlar da; kendileri hakkında da bir kaç casusu serpiştirmişler.

Bir insan neden ülkesine ihanet eder kısmını en son 8. bölümde ele almışlar. Burada genel kanı para olsa da; ideoloji sebebiyle vatanına ihanet edenler de yok değil. Bu durum özellikle beni şaşırttığını söyleyebilirim. Amerikalı olan ve Küba siyasetini beğenmeyen bir ajan gidip Küba’ya bilgi kaçırabiliyor. Amerika’yı bu hususta ( belgeselde ki bilgilerin doğru olduğunu varsayacak olursak ) tebrik ettiğim tek nokta; adamları idam etmemesi. Vatana ihanetten yakaladıkları ajanları hapse atmaları açıkçası bana tuhaf geldi. Yasaların izin veriyor; senin için çalışan ajanları karşı ülkelere bildirip ölmesine sebep olan, senin milyon belki de milyarlarca dolar projeye kaynak ayırdığın bilgileri satan ajanları ömür boyu hapse atmak; ne bileyim.

Casusluk Sanatı hakkında kesinlikle izlemeniz gereken bir belgesel diyemem. 30-40 dakika süren bu belgesel benim gibi sporda filan sizi eşlik etmesi için oldukça güzel. Casusluğa ilgi duyuyorsanız tabi ki izlemenizi öneririm fakat öyle wooow olacağınız bir belgeselde değil. Buna ayırabileceğiniz sürenizi daha sağlam belgesellere ayırabilirsiniz. ( hem övüyoruz hem gömüyoruz )

Belgeselde ülkemizde de gündem olmuş ajanları görebiliyorsunuz. Mesela bundan yıllar önce Anna Chapman haberleri ülkemizde çıkmıştı. Belgeselde de kendisini görünce ben bu kadını bir yerden hatırlıyorum ya filan dedim. Ayrıca İHA’ların yer aldığı bölümde bizim İHA’ları da görebiliyorsunuz.

Kısacası Casusluk Sanatı fena bir yapım olmamış. Beni en çok şaşırtan bölüm ise; ne tarafın ajanı olduğunu hatırlamıyorum ama hep karanlıkta biriyle beraber oluyor. Ve beraber olduğu kişi erkek ( yani gay ilişki ). Ve yakalandıktan sonra bu durum için; ışıklar hep kapalıydı, erkek olduğunu bilmiyordum minvalinde bir şeyler zırvalıyor. Düşünsenize aylarca veya yıllarca biriyle yatıyorsunuz ama cinsiyetini bilmiyorsunuz. Yerseniz…