Herkese merhaba !

Çocukken okuldan koşarak gelir televizyonu açardım. Digitürk’te Fox Kids vardı ardından Jetix adını alan bir kanal vardı. İşin güzel tarafı çizgi filmlerin art arda bölümlerini verirdi ki oldukça kaliteli yapımlar vardı. O dönem çizgi film dediğimiz şeylerin bazılarının anime olduğunu çok sonradan öğrendim. O dönemden kalan favori eserlerden Shaman King‘in bu sene omnibus mangaları piyasaya sürüldü. Bizde Gerekli Şeylerin Old Boy’da yaptığı gibi bir ciltte birden fazla kitabı barındıran bu eserlere göz koymuştum ki; Akılçelen kitapları Türkçe olarak mangasını yayınlamaya başladı. Ekonomik durumları ve Türkiye’de sayıları bulma zorluğunu düşününce Türkçe mangasını satın almaya karar verdim. Şuana dek iki cildi yayınlandı.

Üstelik Netflix’te de ilk sezonu yayınlanınca Shaman King‘in demeyin keyfime. Eserimizin yazarı Hiroyuki Takei 32 ciltte mangasını sonlandırdı, animesi ise 64 bölümden oluşan Yoh Asakura‘nın hikayesini anlatıyor. 500 yılda bir düzenlenen Şaman kralı turnuvasına katılıp, şaman kralı olmayı amaçlayan Yoh Asakura’nın; seri boyunca gelişimi, arkadaşlığa verdiği önemi, yenilgileri ve zaferleriyle dolu maceralarla dolu bir eser.

Şamanlar dünya ile ruhları birbirlerine bağlayan kişilere deniliyor. Ve bu ruhlarla bağlanarak belli savaş yetenekleri kazanıyorlar. Hikayeyi güzel kılan en büyük etkenlerden biri; Shaman King‘in sadece bir turnuva hikayesi olmaması. Özellikle ana karakterimiz Yoh Asakura‘nın etrafında ki diğer şamanların kral olmak için, kendilerine göre geçerli sebepleri var.

Netflix’te şuan ilk sezonu yayınlanmış ve 13 bölümden oluşuyor. Mangasıyla şimdilik senkronize gittiğini söyleyebilirim. Umarım ileride bu senkronizasyon bozulmaz. Hikayede sinir olacağınız karakterlerde ( Spoiler olabilir ), ilerleyen aşamalarda Yoh’un dostu olduğunu görüyoruz. Bunda en büyük sebep ise; Yoh’un hem egosuz, hem de herkesin hedefini önemseyip kral olduktan sonra onların isteklerini de yerine getirmeyi hedeflemesi diyebiliriz.

Bunun ilk örneğini Usui Horokeu ile karşılaşmasında görebilirsiniz. 2021 yılında Netflix’te yayınlanan bu seri maalesef myanimelist sitesinde pek yüksek bir oy almamış. 33.741 kişi 6,66 skor vermiş. İlk yapım olan 2001 versiyonu ise aynı sitede 7.77 oyda. Onu da 168.907 kişi oylamış. Açıkçası bu seri benim çocukluk/gençlik dönemini temsil ettiği için belki ben daha duygusal yaklaşıyor olabilirim.

Yine de denemenizi tavsiye ederim. Hatta bütçe olarak bir derdiniz yok ise; Shaman King‘in İngilizce basılmış omnibuslarını almanızı da öneririm. Ben bu konuyu yazarken omnibus’un bir cildi 268 TL’e satılıyordu. İleride döviz düşerse bakalım, hayırlısı 🙂

Hi guys ! Hayatımıza pandemi ileti girdiğinden beri tiyatro, sinema veya gösterilere filan gitmez olmuştum. Gerek salgın riski gerek maske ile oturmak bana hiç cazip gelmiyordu. 3 Aralık günü ise canıma tak etti ve biletixe girerek, akşamında ne var diye şöyle bir bakayım dedim. Okan Çabaların Caddebostan Gösteri Merkezinde ki gösterisi gözüme çarptı. İnsanlar Alemi ve Beşer Beşer zamanında ilk defa izlediğim biriydi kendisi. Gayetle hoşuma gidiyordu oyunculuğu vb. Sonrasında Yalan Dünya’ya filan girmişti. Bir şans vermek adına gösteri biletini arkadaşımla satın aldık. İnternette Okan Çabalar gösterisi hakkında yorum araştırdığımda pek bir şey karşıma çıkmadığı için tecrübelerimi yazayım dedim.

Benim için bireysel gösteri yani stand uplar pek ilgimi çekmez. Çünkü 1-1:30 saat birinin bir şey anlatması ve güldürmesi bana oldukça zor geliyor. Bu sebeptendir ki; giderken pek fazla beklentim yoktu. Amacım uzun süredir gitmediğim sahne sanatlarına gitmekti. Her neyse Okan Çabalar ile ilk karşılaşmam gösteri merkezinin tuvaletinde oldu 🙂

Gösterisine bir 10 dakika rötarlı başlangıç yaptı kendisi. Bunda gelenlerin biraz geç kalmasının da etkisi vardı. Ufak bir salonda sanırım 4 sıra full kişi oturduğumuzu söyleyebilirim. Biraz boşluk vardı ama normal buluyorum. Pandemi sebebiyle salonda havalandırma çalışmıyordu ve maskeyle oturunca, gösterinin sonlarına doğru baş ağrısı yaşadığımı ve terlediğimi belirteyim. Bunun Okan Çabalar gösterisiyle ne alakası var diyebilirsiniz. Sadece pandemi zamanında sahne sanatlarına gitmek pekte mantıklı değilmiş veya t-shirt giyip gitmek gerekiyormuş onu anladım. Sizde giderken üstünüz kalın gitmemenizi öneririm.

Gösteride oturduğu yerden, çocukluğunda tiyatroya başlamasından, şöhretten, Kıvanç Tatlıtuğ’dan yani yaşanmışlığından ve fikirlerinden bahsetti. Gösterinin başları pek komik olmasa da sonrasında açıldığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Hiç ara vermeden bir buçuk saat sahne de kaldı. Eğer başlangıçta ki performansı devam etseydi bu kadar saatin geçmeyeceğine eminim. Kitaplarda ki gibi giriş – gelişme – sonuç olarak değerlendireceksek; giriş ortalamanın biraz altında, gelişmede güldürmelerin başlandığı an diye adlandırabilirim. Bazı esprileri gerçekten komikti yani taklit yeteneğiyle de birleşince kendisine saygı duymamak elde değil. Televizyon programlarında da Okan Çabaların taklit yeteneğinin iyi olduğu belliydi, canlı performansta da bedeni ve ses yetiğinin hakkını veriyor.

Biletleri düz hesap 100 lira olan bir gösteri için tatmin edici miydi ? Yani şuan ki ekonomik koşullara baktığımız zaman evet. Salonda bir kısım her şeye güldü, keşke onlar kadar gülebilseydim.

Kendisinin komik olmayan esprilerine; evet zayıf bir espriydi diye kabullenmesi de hoştu. Farklı bir tat bıraktığı için denenebilir diyorum. Yine de siz de benim gibi stand up göstelerine gitmenizi öneririm. Yani fazla bir beklentiniz olmadan 🙂

Hayko, uyuşturucu aklımda kalan ilk anlattıkları oldu. Sahneden inişi ise çok hızlı olduğunu da belirteyim. Ne hangi ara bitti durumunu yaşadım. 1 saat 30 dakikanın nasıl geçtiğini anlamadığıma göre; sanırım tatmin olmuş olmam lazım.