Hi guys ! Yine uzun bir aradan sonra sizlerleyim. Eee malum yaz tatili filan derken, arayı açtık. Sonra; ” bu tatil niye bitti ya ” bunalımını atlatmam filan gerekti, blogu yine boşladım. Valla şu blog olayını bir düzene koymuş insanlara imreniyorum, ne zaman bende düzenli yazacağım desem; olmuyor, yapamıyorum. Neyse bahanelerimi sıraladıktan sonra bugün ki konumuza gelelim. Konumuz bir çizgi roman incelemesi olacak ve konuğumuzda; Silver Surfer Alegori inceleme. Yaz aylarında dilimize kazandırılan bu eser benim için şu anlamda önemli; Silver Surfer serileri ülkemizde pek çok yayınlanmıyor. Aklıma başka Silver Surfer çizgi romanı yayınlandı mı diye meşgul ediyorum ve tek; Çizgi Düşler‘den çıkan Silver Surfer Ağıt geliyor. Onu da okuyalı baya uzun zaman oldu ama, bir ara blogda ele alırız.

Silver Surfer Alegori, Marmara Çizgi tarafından yayınlandı. Öyle çok uzun bir eser değil ve tek başına okunabilecek bir cilt. Cilt dediğime bakmayın, fasikülle de yarışır. Silver Surfer Alegori‘yi önemli kılan bir başka nokta ise, 2018 yılının Kasım ayında kaybettiğimiz Stan Lee’nin bir eseri olması. Hani kapağa baktığınızda Moebius ve Stan Lee’yi görünce, ben bunu bir alayım havasına girdim. Haa Moebius kimilerinin çok sevdiği bir çizer olsa da, bana bir türlü hitap etmiyor. Dilimize Gerekli Şeyler tarafından kazandırılan Incal geliyor. Ve ben bu çizgi romanı bir türlü bitirememiştim. Sanırım çizgi roman okumaya başladığımdan beri, bu bir ilktir. Çok karmaşık ve yorucu bir eserdi.

Elimizde ki Silver Surfer Alegori‘de Incal’ın çizimlerini oldukça andırıyor. Çizgi roman Stan Lee‘nin önsözüyle başlıyor. Burada kısacası Moebius ile nasıl yollarının kesiştiği, onu nasıl ikna ettiği gibi olaylar ele alınmış. Ardından çizgi romanımıza merhaba diyoruz. Bizim gümüş kayakçı Silver Surfer, dünyamızda yaşıyor ama sandığınız gibi bir halde değil. Hani yolda; ” abi 1 liranız var mı ? ” tipinde, berduş bir halde hayatına devam etmekte.

Derken ne hikmetse, Galactus dünya ekseninde boy göstermeye başlıyor. İnsanlar Galactus’un heybetinden hafif tırsıyorlar. Derken din taciri Colton ortaya çıkıyor ve kendisini bir mesih / peygamber ilan ediyor. İnsanların Galactus’a tapması gerektiğini söylüyor. Galactus’tan tırsan insanlarda bu fikirde birleşmeye başlıyorlar. Normalde dünyaları yok eden Galactus ise hiç bir şey yapmıyor. Bildiğiniz olduğu yerde duruyor, bir iki vaaz veriyor, o kadar. Ama insanlar kendi aralarında şiddete başvuruyor. Silver Surfer’da buna dayanamıyor ve sörf tahtasını kaptığı gibi Galactus’a kafa tutmaya başlıyor. Galactus ve Silver Surfer konuşmalarında, Galactus’un neden bir şey yapmadığını da anlıyoruz.

Sonunda saçma sapan bir şey ile, insanlar yola geliyor. Galactus şiddet uygulamadan, planlarının yattığını görüyor ve dünyayı terk ediyor. İnsanlar bu sefer Silver Surfer’ı bir tanrı gibi görüyorlar. Bizim kayakçı; insanlardan bir halt olmayacağını anlıyor ve Galactus gibi davranıyor. Sırf insanların kendisine tapmasını engellemek için. Bunda da başarılı oluyor; sonunda insanlar normal hayatına dönüyor, Galactus tehlikesi ortadan kalkıyor bizim ki de şarapçı modunda takılıyor.

Silver Surfer Alegori beni bayan bir eserdi çünkü içinde kişisel gelişim kesitleri gibi gereksiz tonla mesaj vardı. Bunun nedenini de aslında Stan Lee en başta önsözde söylüyordu. Yıllar önce bu tarzda Silver Surfer eserlerinin çok tuttuğundan, Moebius ile çalışmasını bu şekilde yapmaya karar vermiş. Çizgi romanın içerisinde bir kaç yere serpiştirmiş olsalardı hiç bir sorun yoktu fakat abartı derecede olunca ve sayfa sayısı da az olduğundan, beni baya baya baydı.

Silver Surfer Alegori’nin sonunda ise Moebius’un anlatımlarına yer verilmiş. İşte karakterleri nasıl çizmeye karar verdiği, sayfa tasarımları, renklendirme gibi kısımları detaylı anlatmış. Bu kısımda herkesin ilgisini çekeceğini düşünmüyorum. En sonunda ise alternatif kapaklar mevcut.

Kesinlikle alınıp okunması gereken bir eser değil. Çerezlik niyetine alıp okuyabilirsiniz, çok fazla da bir şey beklemeyin. Yine de Marmara Çizgi’ye bu eser için teşekkürler. Kapak tasarımı ise çok hoşuma gittiğini itiraf edeyim 🙂

You May Also Like