Geçtiğimiz günlerde Kronik kitaptan çıkan Bir Darbeci Subayın Hatıraları‘ndan bahsetmiştim. Bugünde yine Kronik kitaptan çıkan Sakarya Türk Bitti Demeden Bitmez‘den bahsetmek istiyorum. Kitabın yazarı Selim Erdoğan hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse; kendisi Ankara 1972 yılında doğmuştur. Lisans ve yüksek lisans öğrenimlerini Hacettepe Üniversitesi Hidrojeoloji Mühendisliği bölümlerinde yapmış. Hidrojeoloji’nin tanımını da yapalım; yer altı ve yer üstü suların aranması bulunması, kullanılması hakkında araştırma yapan bir bölüm. Bu yazdığımın dışında tabi ki daha fazla içeriği de vardır fakat ben sizlere ön bir bilgi vereyim dedim 🙂 Şuan ise harp tarihi üzerine Milli Savunma Üniversitesinde yüksek lisans yapıyormuş. Kitabının adı olan Sakarya’da 3000’den fazla kayıp şehidin yerini belirlediği bilgisi de mevcut. Zaten Sakarya Türk Bitti Demeden Bitmez‘i okurken kitabın arkasında, bir sürü bölgelerde ki resimleri görüyorsunuz. Kendisi bizzat Sakarya alanında araştırma yapmış. Yani okuyacağınız kitap, oturulup sadece yazılmış bir eser değil.

Sakarya için önceden şu uyarı yapmak doğru olacaktır; bu kitap gün gün askeri birimlerin hareketlerini ve yaşadıklarını anlatıyor. Komutanların yaptıkları taktik hareketlere yer buluyorsunuz. Bir sürü Tümen, Alay isimleri yer alıyor ve bu bazı kişiler okumayı zorlaştırabilir. Elinizde ki bir savaş günlüğü diyebiliriz. Okuyucunun beklentisi detay değilse, okumakta zorluk çekebilir. Bunu bilerek satın alınması ve okunması gereken bir kitap.

Yazarın Sakarya Türk Bitti Demeden Bitmez kitabından sonra Büyük Taarruz Dağlarda Tek Tek Ateşler Yanıyordu adlı kitabı mevcut. Zaten Sakarya kitabının alt kısmında da ” Cephede Milli Mücadele Serisi ” ibaresi yer alıyor. Kitabın buradan tek bir cilt olmayacağını anlamak gerekiyor. Daha ikinci kitap olan Büyük Taarruz Dağlarda Tek Tek Ateşler Yanıyordu kitabını okuma fırsatı bulamadım. Satın aldığım, okunmayı bekleyen kitapları bitirdiğimde bu kitabı da satın alıp okuyacağım. Sakarya Türk Bitti Demeden Bitmez‘e dönecek olursak gerçekten kaliteli bir iş çıkartılmış. Gerek yazım, gerek haritalar, fotoğraflar, ekler ve atıflar olarak araştırmacılığın hakkınının verildiğini söyleyebilirim. Kitaptan iki alıntıyı sizlerle paylaşacağım, iki alıntıda Miralay Kemalettin Sami Bey hakkında.

25 Ağustos Perşembe akşamıi 4. Grup Komutanı Miralay Kemalettin Sami Bey’in muharebeler başladığından beri henüz yaralanmamış olması karargahtaki subaylar arasında sohbet konusudur. 5 inci Kafkas Tümeni Kurmayı Başkanı Binbaşı Neşet’in ağzında sohbet konusudur. 5 inci Kafkas Tümeni Kurmay Başkanı Ahmet Fatin espriyle karışık Grup Kurmay Başkanı Binbaşı espriyle karışık Neşet’in ağzını yoklamaktadır: ” Grup sargı yerine uğradım demin. Doktor ilginç adam, Miralayımı sordu. – Hala getirmediler revire, hasta falan değildir inşallah – diyor. İnönü’de ki yarasına o müdahale etmiş, tanışıklıkları oradanmış. ”

Neşet Bey kahkayı patlatır: ” Haklı adam, milettin komutanı madalya, nişan takar dolaşır. Bizimki mermi, şarapnel koleksiyonu yapıyor. ” Yanlarında ki genç bir teğmen fırsatını bulunca söze karışır: ” Kemalettin Sami Miralayımın tam 27 kez yaralandığını söylüyor Nazmi Yüzbaşım, doğru mu kumandanım ? ”

O gerginlikte komik gibi gelse de aslında durumun vahameti ortada. Bir miralay 27 kez yaralandığı söyleniliyor. Ve her seferinde tekrar tekrar cephede ki yerini alıyor.

Alagöz’de karargah binasına koşarak giren Yüzbaşı Faruk (Mirgün) merdivenleri ikişer üçer çıkar. O kadar keyiflidir ki, masadakilerin hiçbiri unuttuğu selamı ona hatırlayıp canını sıkmaz istemez: ” Komutanım Taydemir’den güzel haberler var. Kemalettin Sami Bey’in Grubu düşman taarruzunu kırmış. Ilıcaözü’nün güneyine kadar geri atmış. ” Mustafa Kemal Paşa mütebessim bir endişeyle sorar: ” Kemalettin Sami ? O iyi mi ? Aman ha ? ”

Uzun zamandır gerilmekten keman yayına dönmüş sinirler boşalır. Odada patlayan kahkaha Alagöz sırtlarında yankılanır. ”

Peki kim bu Kemalettin Sami Bey ? 1884 yılında Sinop’ta doğdu. Balkan savaşı, 1. Dünya savaşı ve Kurtuluş savaşında yer aldı. 1926 yılında Ferik rütbesine terfi etti. Ferit rütbesi bugün ki; orgeneralliğe eştir. 1928 yılında askerlikten emekli oldu. En son Berlin’ geçirdiği bir ameliyat sonrası vefat etti. Almanya’da askeri bir tören ile ülkemize naaşı gönderildi. 50 yaşında oldukça genç sayılabilecek bir yaşta aramızdan ayrıldı.

Kronik kitap içinde bir iki satır bir şeyler yazmak istiyorum. Belki bir önce ki yazımda da yer verdim ama tam hatırlayamıyorum. Ülkemizde savaş, tarih konularında çok güzel eserler basıyorlar. Tarihimizde uzun süredir tekrar basılmamış eserleri de yeniden yayınlıyorlar. Bu konu hakkında bir okuyucu olarak çok mutluyum ve benim en sevdiğim yayın evlerinden biri. Bazı kitapları maalesef bana da ağır ve akıcı gelmiyor. Mesela buna en iyi örnek Karakoyunlular – Akkoyunlular İran ve Anadolu’da Türkmen Hanedanları kitabı. Alanında eminim ki önemli bir eserdir çünkü oldukça detaya girilmiş gözüküyor. Fakat çok fazla detaya girilince de benim gibi sıradan bir tarih okuyucusunun önem vereceği; akışkanlık ortadan kalkıyor.

Her neyse konumuza dönecek olursak; Sakarya Türk Bitti Demeden Bitmez, o dönemki yokluğu, kurmaylarımızın zekasını, Mehmetçiğin canını siper etmesini okumak isteyenler için kesinlikle alınması gereken bir kitap.

You May Also Like