Hi guys ! Bugün sizler favori saat markalarımdan birinden bahsetmek istiyorum. Zannımca katılınmasa da; ” erkeğin aksesuarı saattir ” diye bir tabir var. Bu tabiri söyleyen arkadaşlarda, git gide bileklik, küpe, kolye vb. takmaya başladılar. Azımsanmayacak kitle ise hala erkeğin tek aksesuarı olarak, saati görmekte. Madem saat, erkeğin tek aksesuarı bende sevdiğim marka olan; İsviçre’li saat üreticisi Rado’dan bahsetmek istiyorum. Rado saatleri de, her zaman olduğu gibi kaliteli saatlerin üretim yeri olan İsviçre’de doğmuş. İsviçre’i bu konuda tebrik ediyorum, adamlar bir sürü kaliteli saat markası çıkarmışlar. Yıllardır da kalitelerini bozmadan devam ediyorlar. Rado saatlerinin hikayesi, 1917 yılına kadar dayanıyor. Firmanın adı o zaman Rado değil, schlup & co adıyla kuruluyor. Takvimler 1957 yılını gösterirken, firma isim değişikliğine gidiyor ve Rado ismini alıyor. Rado saatlerini dünya çapında ünlü yapan en büyük etken ise; tarihte ki ilk çizilmez saati piyasaya sürmesi oluyor. Rado, 1962 yılında bu konu hakkında devrim yaptığını söyleyebiliriz. Markayı özel yapan etkenler sadece; çizilmez olması değil ayrıca bir sürü önemli maddeleri kullanması. Başlıca saymak gerekirse;  titanyum, seramik, lantan, kristal, safir vb. Yani Rado için yeniliklere açık, yenilikçi bir marka diyebiliriz.

rado saat Rado Saat rado saat
Sipariş ettiğim güzellik bu oluyor

 

Gireceğiniz bir saatçide, bir sürü benzerini görebilirsiniz. Siyah bir kayış ve siyah kadranlı bir çok saat bulunabilir. Yukarıda saydığım o, maddeler bu saat içinde kullanılmış durumda; seramik, karbon ne ararsanız var. Her zaman olduğu gibi rado saatlerinin çizilmezlik durumu söz konusu. Benim başımdan çizilme durumu geçmedi fakat internette bir kaç kişi çizildiğinden filan bahsediyor. Zaten her daim kolumda takmadığımı kullanmadığım zamanlarda da, saat kutusunda durduğunu belirteyim. Sizler için youtube’da hiç test videosu var mı diye arattım ama pek bir şey bulamadım. İki üç video ile karşılaştım, onlarda da direk saati alıp test uygulamıyorlardı. Onun için güvenirliğinden emin olamadım. Aldığım saatin bir diğer özelliği de 80 saate kadar rezerv süresinin olması. Benim gibi, her gün saat kullanmayan biriyseniz güzel bir süre olduğunu söyleyebilirim. Eskiden her gün saat takardım, hatta hiç çıkarmazdım. Yaş ilerledikçe, ne kadar sevsemde saatler beni rahatsız etmeye başladı. Eve gelir gelmez, ilk çıkardığım eşyam oldular.

Rado’nun Türkiye fiyatları 4-5 bin tl civarından başlıyor, ben bu saate 1600 pound para verdim. Türkiye’de iki mağazaya sordum, maalesef bulamadım. Son çare olarak yurtdışından getirtmekte karar kıldım. Daha önce Rado kullanmış, kullanan biri olarak bu modelinde beklentilerimi karşılayacağına eminim. Sizler de Rado’yla daha önceden tanışmamışsanız, tanışmanızı öneririm. Şık, dayanıklı saatlere sahipler.

Yurtdışına gitme ihtimaliniz veya getirme ihtimaliniz var ise yurtdışını tercih edin. Çünkü Türkiye’de koleksiyonlarını bulmakta zorlanabilirsiniz. Olan yerlerde de, genelde eski koleksiyonlar filan oluyor.

You May Also Like