Hi guys ! Bugün sizler için İstanbul metrosu gözlemlerimden bahsetmek istiyorum. İstanbul metrosunun gözlemleri mi olur arkadaş diyorsanız, bas baya olur. Hayatımın en uzun metro yolculuğunu yapmış bulunuyorum. Kartal metro istasyonunda başlayan maceram, İkitelli sanayi istasyonunda son buldu. Kısacası Ayrılık Çeşmesi’de bir Marmaray aktarması gerçekleştirdim. Ardından Yenikapı’da bir aktarma daha yaptım, Kirazlı Bağcılar istasyonuna ulaştım ve burada da son aktarmamı yaparak İkitelli sanayi sitesine ulaştım. Öncelikle arkadaşım şirketten Kartal metrosuna beni bırakmasıyla başladı tüm maceram. Saatler 10:42’i gösteriyordu, en sonunda İkitelli’ye vardığımda saat 12:44’tü. Burada şöyle bir dip not girmekte yarar var; sizde bu güzergahı izleyecek olursanız benden daha hızlı adrese varırsınız. Çünkü ben Tepe AVM’de bir WC molası vermek zorunda kaldım 🙂 Eee yol uzun, işimi şansa bırakmayayım dedim.

Yenilenen İstanbul Kart

İstanbul kartın sitesine girecek olursanız, bizim alıştığımız kartın hala olduğunu görürsünüz. Adını anonim kart olarak belirlemişler, ben bu kartımı bulamadığım için yenisi almak için gişelere gittim. Meğer İstanbul kart baya değişmiş; görevli önce kimliğimi sonra fotoğrafımı istedi. Üstüne üstlük sistemde üniversiteye devam ettiğimi görmüş. ( Ayıptır söylemesi tez aşamasında master öğrencisiyim de :p ). Neyse bende evet, yüksek lisansa devam ediyorum dedim ve bana indirimli öğrenci kartı verdi. Kart bedeli olarak 10 TL’de ücret ödedim. Benim hatırladığım kadarıyla öğrenci indiriminden yararlanmak için, ( eski adı pasoydu sanırım ) uğraşıp durduruyorlardı. Şuan böyle bir şey olmaması, çok hoşuma gittiğini söyleyebilirim.

Neden Ayrılık Çeşmesi ?

Marmaray‘a aktarma yapmak için Ayrılık Çeşmesi durağında indiğimi söylemiştim. Buranın adının neden Ayrılık Çeşmesi olduğunu hiç düşündünüz mü ? İsimden bir anlam çıkarmaya çalışacak olursak; bir çeşmenin olduğu kesin diyoruz. Osmanlı döneminde, savaşa gidecek askerlerin toplandığı yerlerden biri de burası. Askerleri uğurlamaya gelen yakınları burada vedalaşırlarmış. Onun içinde bu çeşmenin adı ayrılık olmuş. Şuan ki hali, her ne kadar korumaya alınmış gibi gözüksede, bence kötü bir durumda. Güzel bir restore işleminden geçebilir. Yapım tarihi 17. yüzyıl gibi düşünülmektedir.

Gelelim konumuz olan; İstanbul metrosu gözlemlerine… Şimdi İstanbul metrosunun gelişmesi gecikmiş midir ? Evet, gecikmiştir. 1875 yılında Taksim Tünelin açıldığını varsayarsak, bu konuda ne kadar geç kaldığımızı daha iyi anlayabiliriz. Yinede eleştirilerin yanı sıra, gelişen bir metro ağımız var.

İstanbul Metrosu Gözlemleri İstanbul Metrosu Gözlemleri istanbul metrosu

 

Şu yukarıda ki haritanın ne kadar boş olduğu yılları hatırlarım. Beyazlarla belirtilen alanlarda, planlanan / yapımına başlanan metro güzergahları. Yalnız üçüncü havalimanı için daha fazla hattın olması gerektiğini düşünüyorum. Her neyse efendim, Marmaray için şöyle bir parantez açmak istiyorum. Bildiğiniz üzere boğazın altından tünelle karşıya geçiyorsunuz fakat güvenlik sınıfta kalacak derecede. Aslına bakarsanız tüm metro duraklarımız için büyük bir güvenlik zaafiyetimiz var. X-raylerin çoğu çalışmıyor yada görevliler uzakta ellerinde dedektör duruyor. Kafalarına göre insanların çantalarına bakıyorlar. Mesela dibimde bavulla geçenleri kontrol etmezken, ufak çantası olan bir kadına dedektör tutulduğuna şahit oldum. Marmaray için ise polis memurları, kimlik kontrolü yapıyor ama onlarda yeterli değil. Allah korusun, kötü şeyler yaşamayalım. Maalesef kötü olaylar yaşamış ve bir sürü masum insan kaybetmiş bir ülkeyiz.

Neyse, konuyu toplayacak olursak; Kirazlı Bağcılar hattı sana güzel sözler hazırladım. Lütfen ama lütfen buranın vagonlarını daha fazla havalandırın. Hatta oda spreyi basın. Allah günah yazmasın diyeceğim ama bunun Allah ile hiç bir alakası yok, vagona girer girmez bir koku sizi karşılıyor. En son durakta indiğinizde ise bir baş ağrısıyla sizi uğurluyorlar. Bir parfüm almak, kişisel temizliğe önem vermek bu kadar zor olmamalı.

Kirazlı Bağcılar’da indiğiniz zaman, istasyonun diğer istasyonlara oranla daha sıradan olduğunu fark ediyorsunuz. Tamam çicekler böcekler filan istemiyoruz ama biraz daha göze hoş gelecek şekilde dizayn edilebilir. Ayrıca şöyle bir şey daha fark ettim; bir sürü uyarı yazılmasına rağmen hala bu uyarılara uyulmuyor. Buna şaşırdığımı pek söyleyemem. Özellikle Bağcılar kısmında, yürüyen merdivenin sol tarafında bekleyen bir sürü insanla karşılaştım. Bağcıları ne gömdüm arkadaş ya 🙂 Yanlış anlaşılmasın, o taraflara çok yolu düşmüş ve düşen biriyimdir.

Fiyat performans olarak bakacak olursak; metro daha karlı. Arabayla o kadar yol gitmek istesem, güzel bir yakıt yakmıştım. Süre olarak ise 1 saat 40 dakika’ya arabayla da o kadar yol gidebilirdim diye düşünüyorum. ( 20 dakika Tepe’de oyalandığımı varsayıyorum ki bence o kadar yoktur ). Tabi burada trafik riski diye bir söz konusu. Pişman mıyım ? Değilim, bence gayet mantıklı bir tercih sadece Kirazlı metrosu sıkıntı. Evet sevgili okurlar, sizlerle İstanbul metrosu gözlemlerimi paylaştım.  Böyle bir gözleme gerek var mıydı? Bence yoktu ama laf olsun blog dolsun 🙂

PS: Neden böyle bir yolculuk yaptın diye soracak olursanız. İkitelli oto sanayide, ustam mevcut. Ne kosifler ne borusan, benim ustam can. Valla yıllarca servisten dili yanmış biri olarak, gidin adam gibi bir usta bulun ve arabanızı ona yaptırın. Sonrada gelin benim gibi İstanbul metrosu gözlemlerinizi yazın.

You May Also Like