Evet sevgili arkadaşlar dün İngiltere topraklarına girdim. Aslında bu yazıyı dün yazacaktım fakat koşturma sebebiyle pek fırsat bulamadım. Size Türkiye ve İngiltere’de ki havalimanı ve gümrük olayından biraz bahsetmek istiyorum. İlk başta Atatürk havalimanının dış hatlar terminalinin yolunu tuttum. Aynı yurt içi hatlarında olduğunu gibi 2 tane güvenlik bir tane de yurt dışı çıkış harcı bölümünden geçiyorsunuz. İlk güvenlikten geçtikten sonra boarding kartınızı ve valizinizi teslim etmek için veznelere ilerliyorsunuz. Burada şöyle bir olay var; gideceğiniz ülkeye göre vezneler mevcut. Yanlış hatırlamıyorsam İngiltere’nin veznesi B kısmındaydı. Benden size tavsiye, veznelerin üstünde ki ekranları kontrol edin. Orada hangi veznenin hangi ülkeye yada bölgeye gittiği yazıyor. Yoksa vakit kaybedebilirsiniz. Veznemizi bulduktan sonra bir görevli gelip size nereye gittiğinizi soruyor. Bu arkadaş veznede ki kişi değil, güvenlik. İlk başta onlar sizin pasaportunuzu inceliyor arkasına etiketini basıyorlar ve vezneye yönlendiriyorlar. Veznede ise bildiğiniz pasaportu verme ve valiz teslimi işlemleri gerçekleşiyor. Şimdi burada şunu da belirteyim; yurtdışı uçuşlarda ekonomi sınıfı 20 kg bavul ve 8 kg el bagajı hakkına sahipsiniz. Benim bavulum ise 24 kg geldi. El bagajımda eminim 8 kg’dan fazlaydı. Ayrıca yanımda bir laptop çantası ile ufak bir boyun çantası vardı. Görevli valizin kilosuna bile bakmadan boarding kartımı bana verdi. İtiraf etmek gerekirse bu bavul olayının bir gerilimi var, ben belki şanslıydım ama siz yine de kilo olayına dikkat edin.

Boarding kartınızı aldıktan sonra 2. güvenliğin yolunu tutuyorsunuz. Fakat oraya geçmeden önce önünüze pasaport kontrol engeli çıkıyor. Burada da önemli olan polis memuruna yurtdışı harç makbuzunuzu vermek. Eğer benim gibi daha önceden gidip bir bankadan bu harcını yatırmamışsanız, pasaport ve makbuzunuzu uzatın. Yok ben son dakikaya bırakırım diyorsanız, orada da bu işlemi gerçekleştirebileceğiniz yer var. Buradan sonra da ikinci güvenliği geçiyoruz. Ayağınızda bot veya çizme varsa direk çıkarttırıyorlar bilginize.

Bu işlemlerden sonra tek yapmamız gereken gate/kapınıza doğru yönelmek oluyor. Boarding kartı ve pasaportunuzu görevlilere veriyorsunuz ve sizi uçağa taşıyacak araçlara biniyorsunuz.

İşin bu kısmında tek gerginlik yaratabilecek an ” acaba bagajım 20 kg’u geçecek mi ? ” oluyor. Uçağa bindiğim zaman öyle büyük bir uçakla karşılaşmadım. Tek koridorlu yurt içi uçuşlarında da kullanılan bir uçaktı. Uçuş 3 saat 55 dakika sürüyor. Kimine göre sıkıcı kimine göre az olan bu süre benim canımı sıkan cinstendi. Demek ki sydney’e filan gitmeyi denesem kafayı yermişim bunu da öğrenmiş oldum. Benim uçuşum sabah olduğu için yemek yerine kahvaltı servisi yapıldı. Sizde benim gibi sabah saatlerinde uçarsanız kahvaltıyla karşılaşacaksınızdır. Bu arada şunu da söyleyeyim İngiltere’e o uçak için business fiyatı vermek saçmalık olur. Hiç bir farkı yok diyebilirim. Bileti alırken acaba businessla mı gitseydim diye düşünüyordum, iyi ki de gitmemişim. Benim uçuşumda uçağın yarısı boştu, normalde koridor kısmını almama rağmen cam kenarında oturdum. Merak edenleriniz için şu ayrıntıyı da vereyim; uçakta multimedya uygulaması var. Yani ekrandan film filan izleyebiliyorsunuz. Bazı arkadaşlar belki dikkat etmemiş olabilir ama kulaklığı takacağınız yer kolunuzu koyduğunuz yerde. Normal günlük hayatta kullandığımız kulaklıklar da uçağa uyumlu değil. Uçuştan bir kaç dakika sonra hostes/host size kulaklığınızı getirecektir. Getirmezse rica edebilirsiniz.

Uçakta siz istemeden Landing cardı getireceklerdir. Card isminiz soyadınız, kalacağınız yer, ne kadar kalacağınız gibi bilgileri içeriyor. İngilizceniz pek iyi değilse de endişelenmeyin, kartın üstünde Türkçe açıklamalar mevcut. Neyi nereye yazacağınız konusunda. Unutmadan şunu da söyleyeyim; landing cardı büyük harflerle dolduracaksınız.

not defteri  İngiltere'ye Gidiş Havalimanı Gümrük Macerası not defteri

Sağ salim havalimanına indikten sonra ise esas macera başlıyor. All other countries yazısını takip edin. Aslında bu yazıyı takip etmeseniz bile çıkacağınız yer burası oluyor. İsterseniz uçaktan inen Türkleri de takipte edebilirsiniz. Şahsen ben etmiştim. En sonunda geniş bir salona geliyorsunuz. Burada avrupa birliği vatandaşlarıyla diğer ülkeler ayrılıyor. Eğer Türk vatandaşıysanız all other countries’in sırasına giriyorsunuz. Eğer okul veya başka bir şey için geldiyseniz tüm evrakları hazır edin, landing card ve pasaportunuzu da unutmayın. Uçakta landing cardı doldurmadıysanız sıraya girmeden doldurabilirsiniz. Card sıranın orada da mevcut. Uçakta vermediler filan diye endişelenmeyin, ama uçakta Türkçe açıklamalı landing cardlar olduğunu da hatırlatayım. Avrupa birliğinin sırası çok çabuk ilerlerken maalesef sizin sıranız pek hızlı ilerlemiyor. Sanırım bir saat filan sırada beklemişimdir. Sıranın ucuna gelince bir görevli size hangi numarada ki vezneye gitmeniz gerektiğini söylüyor. Bir vezne boşalsa bile siz öne atılmayın, bırakın görevli sizi yönlendirsin. Vezne kısmını tamamen kendi başıma gelenler olarak sizlere aktaracağım.

Öncelikle insan ister istemez geriliyor. Yani İngilizcemden emin olsam eyvallahta emin değilim. Zaten bunun için gelmişim bu ülkeye. Allah’tan görevli sıcak bir Hello ile karşıladı beni, bende Hi dedim. Sonra pasaportum ile landing cardımı kendisine uzattım. Okul evraklarımı da veznenin oraya koydum. Ne amaçla geldiğimi sordu bende education dedim. Öyle uzun cümleler kurmanıza filan gerek yok. İngilizce konuşup konuşamadığımı sordu. Refleks olarakta ehh diye bir ses çıktı benden, o da okay dedi. Sonra ne kadar kalacağımı sordu. Aslında ne kadar kalacağımı landing card’da görebiliyor ama yine de size soruyorlar. Bende 27 hafta dedim. Tabi bunları İngilizce diyorum sevgili arkadaşlar. Siz adama Türkçe konuşursanız anlamayacaktır. Pasaportu kontrol etti, okul evraklarına baktı ardından parmak izlerimi aldı. Baş ve işaret parmağınızı biometri aletine koyuyorsunuz. Ardından ID evrağımı sordu. Bende evraklarım içerisinden o kağıdı çıkardım. Bu ID kağıdı veya evrağı sizin İngiltere’de kalacağınız yerin postanesine yollanan bir şey. Bunu başka bir konuda anlatacağım. Üzerinde resminiz ve vize süreniz filan yazıyor. Pasaport yerine bunu taşıyorsunuz kısaca.

Görevli damgayı vurunca bir rahatlıyorsunuz. Yalan yok. Sonra bagajı almak için diğer salona geçiyorsunuz. Ekranlarda Istanbul/THY yazıyor. Oranın bandına gidiyorsunuz. Bagajınız genelde daha önceden banttan alınmış ve kenara konmuş oluyor.

Sonuç;

  • Uçuş sıkıcı
  • Uçakta film izleyebiliyorsunuz
  • Kulaklıkları hostesler dağıtıyor. Kolunuzu kolduğunuz yere takılıyor.
  • İngiltere’de ki pasaport görevlisine uzun cümleler kurmanıza gerek yok
  • Görevliye gülümseyin, normalmiş gibi davranın
  • Bagaj, pasaport işlemleri için kalabalığı takip edebilirsiniz
  • Yurtdışı çıkış harcını havalimanında da ödeyebilirsiniz. Ama ilk tercihiniz gitmeden önce banka olsun

You May Also Like