Oxford’a gelmeden önce yanıma ne alıp almamam gerektiğini bilmiyordum. İngiltere’de yaşayan arkadaşlarımı aradım fikirlerini aldım, internette yazılar okudum ve zamanında İngiltere’de bulunmuş tanıdıklarımla konuştum. Genelinin söylediği şey yağışlıydı. Eee bunu zaten biliyordum ama bir türlü aradığım cevabı almıyordum. Kimi yanında bot götürme, ağırlık yapar dedi kimisi iyi bir yağmurluk al t-shirtle gezebilirsin dedi. İyi güzel dediler de hepsinin ben aklına tüküreyim diyorum. Arkadaşlar burası soğuk. Cidden soğuk. Geldiğim ilk dört günü yağmur yağdı ve bayağı iyi de yağdı. Sadece iki gündür yağış görmedim ki yine de soğuk. Öyle yağmurlukla gezilecek hava filan değil. Tabi ki yanınızda iyi bir yağmurluğunuz bulunsun. Şahsen ben gelmeden önce bir tane aldım fakat şuan montla geziyorum. Dün üstüne üstlük h&m’den boyunluk aldım. Bugün takıp yürürken oh be dünya varmış dedim. Sadece suratım üşüdü ona da yapacak bir şey yok. Yağmur demişken şemsiye almayı da unutmayın. Onu buradan da halledebilirsiniz. Hatta okulunuz kendi şemsiyesini bile satıyor olabilir. Kaplan 4 pound’a şemsiye satıyor. Güzel pazar, öyle az maz demeyin.

Ayakkabı olarak bot getirme diyebilirler. Dinlemeyin. Evet yürüyüş ve gezi aktiviteleri yapacağınız zamanlar için spor ayakkabılarınız da bulunsun. Ama yine de bot veya benzeri bir ayakkabınız olsun. Bana arkadaşlar camper türevi ayakkabılarla git dediler. Camper ilk günün sonunda ayaklarımı üşüttü. Biraz daha kalın boğazlı ayakkabı da belli bir süre sonra dayanıklığını kaybetti. Şuan Türkiye’den Timberland botumu getirtiyorum.Şuan ki ruh halim ” Bana ne arkadaş; giyerim içine kalın çoraplarımı gezerim, umurumda olmaz” . Siz bu kadar üşürken etrafınızda şort-t-shirtle koşan insanlar görünce ister istemez siniriniz de bozuluyor. Onu da söyleyeyim yani, adamlar bildiğiniz içten ısıtmalı. Bir de kızların geneli etek ve külotlu çorap giyiyor. Bu gidişle ya külotlu çorap fetişisti olacağım yada hayatım boyunca görmek istemeyeceğim. Arası yok bunun.

Ayaklarımızı güvenceye aldıktan sonra burada herkes sırt çantası taşıyor. Yanınızda getirmeseniz bile kesinlikle buradan bir tane alın. Ben el bagajı olarak biraz daha büyük bir çanta getirmiştim ve sırt çantam yoktu. 24 pound’a h&m’den bir çanta edindim. Ve o kadar rahatladım ki anlatamam. Hem defter kitaplarınızı içine koyabiliyorsunuz hemde abartmamak kaydıyla market alışverişinde aldıklarınızı içine koyuyorsunuz. Burada hangi mağazaya giderseniz gidin ( buna marketler de dahil ) poşetler ücretli. Çantanın bir avantajı daha var, onu da bir başka konuda anlatacağım. Keep Calm bebeklerim :p

Çanta, üst, ayakkabı tamam başka ne peki başka ne almanız lazım ? Tabi ki bir dönüştürücü. Burada ki prizler farklı arkadaşlar. Ve şuana dek dönüştürücü satan bir yerle karşılaşmadım. Gerçi bu arayıp sormadığımdan da kaynaklanabilir. Siz yine de yanınızda bir adet dönüştürücü getirin. Ben gelmeden önce Vatan bilgisayardan satın almıştım fiyatı da 25-30 TL civarı bir şeydi.

Şahsen ben kullanmıyorum ama içlikte getirebilirsiniz. Burada ki kız arkadaşlar bile içlerine o tür şeyler giyiyormuş. Hatta bugün bunun muhabbeti oldu. Gerçekten burası soğuk oluyor. Öyle milletin dediklerine aldanmayın.

+

Parmak arası terlik giyemiyorsanız kendi terliğinizi getirin. Burada normal terlikler pek karşıma çıkmadı.

Aklıma yeni bir şey gelirse ekleme yapılacaktır.

Sonuç;

  • Ayakkabılar önemli
  • Dönüştürücü getirmeyi unutmayın
  • Boyunluk ve türevlerini edinin
  • Çanta hayatınızı kurtaracak
  • Şemsiyeeee
  • Opsiyonel olarak içliği düşünebilirsiniz.

You May Also Like