Bugün özel işlerim sebebiyle Kadıköy’ün yolunu tuttum. Hazır tutmuşkende bir kaç mağazaya gireyim dedim, bunlardan biri Gereklişeyler oldu. Valla uzun süredir gitmiyormuşum ki güzelim mağazanın yerini unutmuşum. Fairy Tail’in ikinci cilti ve uzun zamandır alacağım ama bir türlü almaya fırsat olmayan Suicide Squad‘ın 2 cildini aldım. Ardından oradan verdim kendimi rıhtıma doğru. Yapılacaklar sırasında olmayan ama hazır gelmişken Önce Ali Muhittin Hacı Bekir‘e uğrayıp, badem ezmesi almazsam ayıp olur dedim. Ve uzun süredir yemediğim badem ezmelerinin tadını çıkardım. Hemen yakınında ki Gratis’e girip almam gereken diş bakım ürünleri, el kremi, deodorantımı hızlıca seçip kasada ki sıraya girdim. Buraya kadar gayet normal bir rutin izlediğimi fark etmişsinizdir, esas olay burada patlak veriyor. Sağa sola baktıktan sonra sırada ki tek erkeğin ben olduğumu fark ettim, hadi bu da gayet normal bir şey. Sırada ki diğer kadınlardan bazıları da baktılar, hadi bunu da anlayışla karşılıyorum. Kasa da ki işlem bittikten sonra mağazadan çıkarken, kapı da bekleyen erkekler tip tip bana bakıyordu. Sokakta ilk başta bir kaç on metre gratis poşetiyle geziyordum sonra baktım bu böyle olmayacak bazı tipler saçma sapan bakıyor, poşeti çantama koydum. Buradan nereye gelmek istiyorum; yıl olmuş 2018 bu tür mağazalar sadece kadınlara hizmet etmiyor. Tamam, genel müşteri portföyü ve ürünlerin çoğunluğu kadınlara hitap etse de erkeklerin de bu mağazalardan alacağı oldukça temel ürünler var.

Bunun benzeri geçtiğimiz hafta hepsiburada’dan verdiğim yüz maskesi siparişimde de yaşandı. O gün ben yoktum ve şirkette bayan arkadaşım kargoyu benim adıma aldı. Ertesi gün ilk başta biraz şaşırmış ve takılarak yüz maskesi mi kullandığımı filan sordu. Bende gayet net ve direkt cevap verince, normal karşıladı. Hani elin yabancısı kendisine baktığı zaman auuuuv, Türk erkeği bakmaya çalışınca hııı olunuyor ya ona deli oluyorum.

Hazır biraz kişisel bakımdan girişmişken, İngiltere’de kullandığım ve ilk başlarda memnun kaldığım sonradan ise saçlarımın içine eden ( sonradan fark ettim ki meğer oxford’un suyundaymış olay ) Toni & Guy’un damaged hair şampuanından bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz hafta bu ürüne tekrar şans vermek istedim, bu sefer maskesini almadım. Sadece 1 haftalık kullanımda saç dipleriminin daha da ferahladığını size söyleyebilirim. Parlaklık demeyeyim ama bir canlılık verdiğini de belirtmeden geçemeyeceğim. Şimdilik performansı oldukça iyi gidiyor eğer böyle giderse maskesini de alacağım. 250 ml olmasına rağmen çok çabuk köpürmesi ve her gün duş aldığım için 1 kerelik kullanım yeterli oluyor.

Elleriniz sizlerinde benimki gibi kışın çabuk kuruyor ve çatlıyorsa Le Petit Marseillais‘ın çok kuru ciltler için çıkardığı kremini öneririm. İçeriğinde argan yağı ve tatlı badem mevcut. Kokusu da öyle bayık değil, geçtiğimiz sene yves rocher’ın adını hala bilmediğim leş gibi kokan el kremini kullanıyordum. Haa kokusu berbattı ama etkisi oldukça iyiydi. Bu sene birden fazla farklı el kremini kombine ediyorum fakat gün boyunca genelde bu ürünü kullanmış oluyorum ve şuana dek aldığım sonuçta oldukça başarılı.

You May Also Like