Ya arkadaşlar hani vizyona bir film girer yada bir kitapla karşılaşırsınız ve kafaya koyarsınız; ben buna gideceğim / okuyacağım diye. Bu olay bana 10 Kasım’da vizyona giren Doğu Ekspresinde Cinayet filmi için oldu. Ünlü polisiye roman yazarı Agatha Christie‘nin kitabından uyarlanan bu filmi gerçekten çok izlemek istedim. Hatta arkadaşımla 2 kere gitmeye yeltendik fakat gidemedik. Ta ki bu akşama kadar. Doğu ekspresinde cinayetin kadrosuna bakınca insan ister istemez bir beklenti içine giriyor. Kimler yok ki; Johnny Depp, Kenneth Branagh, Penelope Cruz, Michelle Pfeiffer falan filan. Ayrıca Kenneth bu filmi yöneten abimiz oluyor.

Konusundan biraz bahsetmek gerekirsek; ünlü dedektifimiz Hercule Poirot Kudüs’te bir dava çözüyor ve İstanbul’dan şark ekspresine biniyor. Bindiği bu trende tatil amacındayken, bir cinayet oluyor ve iş başa düşüyor. Ana konumuz bunun üzerine, gerisini anlatmayacağım çünkü gerek duymuyorum. İstanbul’u o yıllarda tasvir edilmesi gerçekten hoşuma gitti. Acaba tarihimize sahip çıksaydık, bazı yapılarımız kalsaydı nasıl olurdu diye düşünmeden edemedim.

IMDb değerlendirmesi olarak şuana dek 6.8 almış. Bunu hak eder mi ? Bana kalırsa daha düşükte alabilirdi. Filmin ilk yarısının sonlarına kadar hiç hareket yok, çok yavaş ilerliyor. İkinci yarıda ise hızlı hızlı olayları ve kişileri birbirlerine bağlıyorlar. Açıkcası burası pek tatmin etmiyor. Finalde açıklamasa; ne izledim oğlum ben moduna girebilirsiniz.

Böyle bir kadrodan daha iyi bir film çıkardı inancındayım. Ve arkadaşımında boş yere başının etini yedim. Bu filme gidelim, bak gitmemiz lazım, kesin gidelim diye diye gittik. Televizyonda yada bilgisayardan izlenebilecek fakat sinemaya gitmeye değmeyecek bir filmdi. O saydığım isimlerden bir tek dedektifimiz Kenneth Branagh başrolde diyebiliriz. Diğer büyük isimler bildiğiniz yan rolünde yan rolü kıvamında filmde yer almışlar.

 

You May Also Like