Herkese merhaba ! Bugün sizlere bir kraliçenin isteğiyle, moda dünyasına yeni bir kazanımından bahsedeceğim. Günümüzde erkekler ve kadınların, dolaplarında bir klasik olmuş chelsea botlarını ele alacağız. Tarihler 20 Haziran 1837’i gösterdiğinde İngiltere kraliçesi Victoria dünyaya gelmişti. Kendisi, uzun yürüyüşler ve binicilikle uğraştığı için, kullanışlı bir ayakkabıya ihtiyaç duymuş. O dönemin ayakkabıları; kıyafetleri de göz önünde bulundurunca, yardımsız bağlanması giyilmesi pek kolay değilmiş. Eee tabi birde kraliçe olunca, halk gibi sıradan şeyler giyemediğinizi de göz önünde bulundurmak gerek. Kraliçenin ayakkabıcılarından J. Sparkes-Hall bu ihtiyaca göre bir ayakkabı tasarlamış ve üretimine koyulmuş. Ve ortaya Chelsea botlar çıkmış. Merak ediyorum acaba Sparkes bile, bu ayakkabı modelinin günümüzde bile kullanacağını hayal edebilir miydi? Şahsen pek sanmıyorum. Bağcıksız ve olabildiğince sade olan bu botların giyimi ve çıkarımı günümüzde bile kullanış açısında mükemmel bir ürün. Fakat bu kadar klasik ve sade modeli bile alırken dikkat edilmesi gereken bir kaç husus var. Yoksa görüldüğünden daha rahatsız bir ayakkabı olarak size tecrübe kazandırabilir.

Günümüzde bir çok materyalden üretilen Chelsea botların süet modellerinin dışında, kaliteli deriyle üretilmesi önemli bir husus olarak karşımıza çıkıyor. Kaliteli deriyle yapılan Chelsea botlar, yıllanmasına rağmen iyi bir bakımla ilk günki gibi kullanabilirsiniz. Chelsea botların üretiminde kavisi vermek için ısı ve basınç teknolojisi kullanılır, ayakkabının içerisini elinizi sokarak, dikiş veya kaviste sorun olup olmadığını kontrol edin. Sonradan bana gelip, dert yanmayın. Renk ve materyal seçeneği sizin tarzına kalmış olsa da; kesinlikle bir adet siyah renk satın almanız, gardırobunuzda hayat kurtarıcılarınızın sayısı arttırmış olacaktır. Bunu nedeni de oldukça basit çünkü; Chelsea bot için özel bir kombinasyon yapmanıza bile gerek yoktur. İster günlük hayatınızda isterseniz ofis hayatınızda giyin çok basit bir kombin sizi şık göstermeye yetecektir. Yapmanız gereken tek şey ise; kot pantolon, beyaz t-shirt ve siyah bir Chelsea. İşte tarifimiz bu kadar basit. Beyaz t-shirt giymeyi sevmiyorsanız başka bir basic t-shirte de şans verebilirsiniz.

Sonbaharın sonuna kışların başında ise t-shirt yerine oxford gömleklerle kombin ederek, tarzınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Hatta benim tercihim iş yerinde; ince yün pantolonla, oxford kombinasyonumu chelsea’lerle tamamlamak oluyor. İnce yün pantolon olarak size önerebileceğim marka ise; Network. Gerçekten adamlar, hem güzel pantolonlar yapıyorlar hemde o kadar pahalı değiller. Tabi ki burada sizin bütçeniz, ucu açık bir seçenek dünyası sunuyor. Daha hesaplı markalarda seçebilir yada daha pahalı markalara da yönelebilirsiniz. Aynı şey alacağınız Chelsea botlar için de geçerli.

Mesela Chelsea botlarımdan biri İngiliz markası Grenson’a ait. Oldukça kullanışlı ve sağlam bir marka olduğunu söyleyebilirim. Ülkemizde Grenson’u shopigo mağazalarında bulabilirsiniz, ben Londra’ya gittiğimde satın almıştım ama ülkemizde de bulunabilen bir marka. Bir iki internet sitesinde daha satıldığını görmüştüm. Eğer ilerleyen günlerde karşıma başka mecralarda da çıkarsa, burayı editleyerek sizleri bilgilendiririm.

Zaten her markanın neredeyse Chelsea botları olduğu için, ister ithal isterseniz Türk markalarından temin etme imkanınız var. Sadece malzeme kalitesine dikkat edin ve kesinlikle ayakkabınızın içerisine bir kalıp koyun. Çünkü ezilme veya içerisi boş olarak durması botunuzun şekli için önemlidir. Plastik veya daha kaliteli olan ahşaplar ise tamamen sizin tercihinize bırakıyorum. Özellikle yazları veya uzun süre giymeyeceğiniz dönemlerde ayakkabınızı kalıba koymadan önce de; koruyucu ürünlerle son bir bakım yapın. Hava alabilecek bir şekilde Chelsea botunuzu kaldırın.

Parayı kıyarım diyorsanız da; Saint Laurent‘in Chelsea botlarına kesinlike bir şans verin. Ayakkabılar bildiğiniz ben buradayım, ben klasik bir Chelsea değilim diye adeta bağırırlar. Zaten bu markanın botlarını elinize aldığınızda, dikişlerinin ne kadar düzgün ve adeta sanatsal atıldığının farkına varacaksınız.

Fiyat olarak daha düşük segmentte ise önerebileceğim; H&M‘in Chelsea botları mevcut. Markanın Chelsea botları arasında, kalite olarak farklılık mevcut bunu da unutmayın. Hani bir ürünü; üretim şekli ve materyali olarak daha iyiyken bir diğeri daha çok sezonu kurtarmalık. Onun için mağazaya girdiğinizde iki benzer modelin neden fiyat farkı var diye affalamayın arkadaşlar 🙂

Her neyse, Chelsea bot kesinlikle şans vermeniz gereken, kullanımı rahat bir model. Onun için alın ve aldırın. Son olarak boğaz kısmına da bakmayı unutmayın, kalitesiz materyalden yapılanlar çok fazla esneyip, ilerleyen aylarda kötü bir görünüm sunabiliyor. Kullanış konusunda da sınıfta kalıyorlar.

 

You May Also Like