Merhaba guys ! Netflix’te gezinirken kafa dağıtacak bir içerik arıyordum ve gözüme 100 Humans takıldı. İsmi yapımın mantığının tüyosunu veriyor. 100 adet insanımız var. 3 adet sunucumuz ( araştırmacı ) var. Belirli konular üzerinde bu 100 Humans’ımız üzerinde çalışma yapıyorlar. İlk bölümün konusu ise; Bizi Çekici Kılan Nedir ? sorusunun cevabını aramak oluyor. Çekiciliğin TDK tanımına bakacak olursak; Çekici olma durumu, alım, albeni, alımlılık, cazibe olarak tanımlanıyor. İçeriğinden pek ümidim olmasa da; konunun uzmanları ve araştırma sonuçlarına bakınca şahsen beni tatmin eden bir yapım oldu. İlla ki çekicilik üzerine düşüncelerimiz olmuştur. Abi ben çekici miyim ? yada ooof x kişi ne kadar çekici vb. tarzında muhabbetlere tanık olmuşsunuzdur. 100 Humans‘ta ki ” bizi çekici kılan nedir ” sorusunu bulmak için güzel bir akış belirlenmiş. Bir konu hakkında başlarken laf bir yerlere geliyor ve ardından bu gelen kısım üzerine bir çalışma yapıyorlar. Aşağıda ilk bölüm için yapılan ve araştırılan kısımları ele aldım.

En başta 100 kişiyi açık alana toplayarak, etraflarında bulunan kişilere bakmalarını ve kendilerine en çekici geleni bulmalarını söylüyorlar. Burada amaç etraflarında ne kadar çekici insan var, iyi kötü bir fikir sahibi olmaları isteniyor. Ardından ise kendilerinin çekici olup olmadığı sorusu geliyor. Eğer kendinizi çekici bulmuyorsanız elinizde ki kırmızı kartonları başınızın üstüne koyun ve alandan kenara ayrılmaları söyleniyor. Eee bu ne böyle diyebilirsiniz. İşte programın güzel tarafı da bu; araştırmaya göre 100 kişiden 50 kişi çekici, 50 kişi değil. Alanda kalanlara baktığımızda ise bu sayı 74 olduğunu görüyoruz. Yani 74 kişi kendisini çekici olduğunu varsayıyor. Programda ikinci bir şans veriliyor ve etrafında ki insanlara daha yakından bakma söyleniliyor. Ardından tekrar aynı soru soruluyor, kendinizi çekici hissetmiyorsanız kafanızın üstüne kartonu koyun ve alanı terk edin. İkinci deneme de sonuçlara baktığımızda; 74 kişiden 37 kişinin alandan çıkması gerektiği söyleniliyor. Anlayacağınız sayı değişse bile, istatistiksel araştırmada %50 çekici, %50 çekici değil ayrımı mevcut. Fakat bu çalışmada 65 kişi alanda kalmaya devam ediyor.

Kalan 65 kişi üzerinde teorilerini sınamaya başlıyorlar. İlk teori; İyi dans etmek sperm sayısı göstergesi midir ? Soruyu böyle bodoslama yazınca; ne alaka diyebilirsiniz, ben izlerken bunu dedim çünkü. Mantık şuradan geliyormuş; bir erkeğin dans becerilerinin cinsel gücüyle ilişkisi var mı ? Haliyle bu test için 2 etmen gerekeceğini anlıyorsunuz. 1. sperm testi, 2. ise dans edilmesi. Burada anti parantez bir bilgi vereyim; sperm testi için verilen numunelerin soğumadan kontrol edilmesi gerekiyormuş. Bu bilgi hayatınızda nerede işe yarar bilmiyorum ama yine de aklınızda bulunsun. Kalan 65 kişinin erkekleri arasında; hem dans konusunda kendine güvenen hem de sperm testi vermeyi kabul eden 10 kişiden sperm örnekleri alınıyor. Programın sonuna doğru sperm testi sonuçları çıkıyor ve bu sefer 10 kişiyi dans ettiriyorlar. Sırayla dans eden kişilere geri kalan 90 kişi puan veriyor. Gönül rahatlatacak bir sonuç çıkıyor; iyi dans etmekle sperm sayısı hakkında hiç bir bağlantı mevcut değil. Yalnız hiç biri de güzel dans etmediğini söyleyebilirim. Ben kendimi kötü dans ediyor olarak adlandırıldım ama bu adamların çoğu benden kötü dans ediyor.

Nörobilimci bir uzmana da bu teori hakkında danışılıyor. Kendisi Darwin’in dans edenlerin doğurganlık sergilediğini tahmin ettiğini dile getiriyor. Yani bu dans ve doğurganlık olayına bakacak olursanız; pekte saçma değilmiş gözüküyor. Hatta tavus kuşu örneği filan veriliyor. Biz yine dans kısmına gelecek olursak; bir insan ne kadar uzun süre düzgün dans edebiliyorsa, karşısında kine fiziksel olarak ve beslenme düzeni olarak kendisinin sağlıklı olduğu mesajını veriyormuş. Fakat programın sonucunda açıklanan bulgulara göre; böyle bir şey kanıtlarla çürütülmüş oluyor.

İkinci soru geliyor; Üniforma sizi daha mı çekici yapar ? Bunu test etmek içinde üniformalı bir kaç kişi alana getiriliyor. 100 kişiden oluşan insan grubumuz ikiye ayrılıyor. 50 tanesi üniformalı bu kişiler ile tek tek konuşuyor. Aslına bakarsanız üniformalılar anlatıyor, onlarda dinliyor. Soru sormaları yasak sadece ellerine ki kağıtlarda üniformalılara puan veriyorlar. İkinci grup ise; aynı üniformalı insanlarla, üniformasız konuşuyorlar. Onlarda aynı şekilde puan veriyorlar.

Bu sırada önemli bir itirafta bulunuluyor. Üniformaya göre insanların algısı da değişiyor. Katılımcılardan biri buna; off şurda ki hademeye bak tarzında bir şey yaşamadığını dile getiriyor. Tüm bunlar tamamlandıktan sonra üniformalı kişiler, üstlerini çıkarıp sivil kıyafetlerini giyiyorlar. Yine aynı repliklerle bu sefer diğer 50 kişiyle konuşmaya başlıyorlar. İlk grup gibi ikinci grupta puanlama aşamasına tabi tutuluyor.

Araştırmanın sonucunda beni açıkçası şaşırtan bir sonuç çıktı. Sonuçlara göre kadınlar sivil kıyafetli insanları üniformalılara göre daha fazla tercih ediyor. Rakamsal olarak oran da 6.9’a 7.1. Erkeklerde ise 6.2’e 6.2 yani eşitlik sahip. Programda erkeklerin hareket eden her şeyi bulduğu teorimizi kanıtlıyor lafı komik olsa bile üzücü olarak maalesef gerçek. Detaya girildiği zaman; fast food satıcıının pilot veya polis memuru üniforması altında tercih konusunda ezildiği görülüyor. Burada da aslında olay; maddi güç hususuna dayanıyor.

Buradan bir başka soruya da atlıyoruz; Güzellik veya yakışıklılık sizi hapisten korur mu ? Eğer alımlı veya iyi giyimliyseniz ( yakışıklılıkta dahil ) daha az ceza yersiniz, belki de beraat edersiniz diye bir husus ortaya atılıyor. Bunu sadece bu program için değil genel olarak farklı yerlerde de karşılaştığım için söyleyeyim; gerçekten yapılan araştırmalarda böyle bir durum söz konusu. Amerika’da ki jürilerin alımlı, yakışıklı, şık giyimli, bebek yüzlü insanlara daha az ceza verdikleri ortaya konmuştu. Bu programda da bu ele alınıyor. Yine 2 farklı gruba ayrılıyorlar, aynı suçu işlemiş fakat görünüş olarak farklı resimler gösteriliyor. Amaçlanan şey; insanların dış görünüşe göre ne karar vereceğine bakılıyor.

İlk görselde çirkinimiz 13 yıl yiyor. İkinci görselde yakışıklı olan ise aynı suçtan 8 yıl yiyor.

İkinci örnekte bu durum 6 yıl ile 3 yıl oluyor.

Üçüncü örnekte ise rakamlar 33 yıl ve 17 yıl oluyor. Burada 33 yılı vurun daha iyi. Vaka ise; barda alkol içen anne arabada çocuğunu unutuyor. Havanında sıcak olmasıyla, çocuğu araba içerisinde vefat ediyor.

Ardından hukuk uzmanına bu soru soruluyor ve ten rengi daha koyu olanların daha fazla ceza yediğini, gerçekten böyle bir şey olduğunu dile getiriyor. Arkadaşlar benden size tavsiye; sağlıklı beslenin ve fit kalın yarın bir gün Allah korusun başınız belaya girdiği zaman daha az ceza alırsınız.

Dördüncü soru ise; komiklik sizi daha çekici mi yapar ? Hani yıllardır komik erkek vb. muhabbeti döner ya, işte bu sorunun cevabını da iyi kötü şimdi bulunmuş olacak. Bir kadın bir erkek kişi aynı hikayeleri yine 2 gruba anlatmaya başlıyor. Aynı hikayeyi bir komik versiyonla bir de komik olmayan versiyonla anlatıyorlar. Ve sonuçta komik halleri daha çekici geliyor. Yani komik erkek olayı gerçekten var arkadaşlar. Diğer özellikleriniz eşitse, komikseniz kazanan siz olma ihtimali rakamsal olarak daha yüksek gözüküyor.

Bizi çekici kılan nedir sorusunun her yönüyle cevaplarını veremese bile bazı başlıklarda oldukça güzel sonuçlar ortaya verilmiş. Konuyu toplayacak olursak finalde size verebileceğimiz bir kaç tavsiye ortaya çıkıyor.

1- Kasıntı bir tip olmak yerine, enerjisi yüksek ve komik biri olmaya çalışın. Biliyorum komik biri olun demekle iş hallolmuyor. Hiç değilse kasıntı bir tip olmayın.

2- Belki doğuştan gelen güzelliğiniz ve yakışıklığınız olmaya bilir fakat sağlıklı beslenme ve spor ile fit bir fiziğe sahip olabilirsiniz. Üstüne temiz, kendinize yakışan parçalar giyince albeniniz daha da artıyor. Eğer Amerika’da yaşıyorsanız suç işlediğinizde bile daha az ceza yeme ihtimaliniz var. Bunları yazarken yandan burger gömmem de ayrı bir ironi.

3- Dans etmek karşınızda ki kişiyi etkileyebilir ama bu sperm kalitenizin yüksek olduğu anlamına gelmiyor.

4- Üniforma her şey değilmiş. Bunu da bilin.

Bizi çekici kılan nedir ? sorusuna bir sürü cevap verilebilir yada alt başlıkta sorulacak sorular, yapılacak araştırmalar arttırılabilir, bunu aklınızdan çıkarmayın.

You May Also Like