Hayatımız boyunca karşı cins ile ilişkilerimiz olur. Bunların bazıları mutlu sonla biter bazıları kötü sonla. Bazen biri bir gelir; ben bununla evlenirim ya dersiniz fakat evlenemezsiniz. Tam tersi durumlarında olduğu çokça görülmüştür. Takılırım sonra yoluma bakarım diyerek evlilikle sonlanan ilişkiler. Bugün ise; hayatımda belki de çok doğru sebeplerle bitmiş bir ilişkiye tanık oldum. Ben ve arkadaşlarımın bunlar artık evlenir dediğimiz bir çiftimiz vardı. ( isimleri değiştireceğim ). Kızımın adı Leyla, oğlumuzun adı da Enes olsun. İkisi de gayet temiz, kendi hallerinde tiplerdi. Leyla lisanstan mezun olduktan sonra akademik kariyer yapacağım diyerek yüksek lisans filan yaptı. Enes ise iş hayatına atıldı bir yandan o da; yüksek lisans yapıyordu. Kızımızın yükseği filan de bitti fakat hiç iş arayıp sormadı. Amiyane tabir ile; baba parasıyla hayatını sürdüren bir arkadaşımız. İş arama mevzularında; ben ufak şirkete girmem diyip, büyük şirketler içinde koşturmayan biri. Kişisel tercihtir saygı duyarım. Enes ise ailesinin durumu iyi olsa da; baba desteğinden kurtulmaya çalışan biri, iyi kötü de kazanıyor yani. Neyse efendim bunlar ilişkilerinin 3. yılına girdiler, ortamlarda ki muhabbetleri evlilikti. Çocuk Leyla’nın çalışmamasına saygı duysa bile, bu kadar emeğinin boşa gitmemesi için, kendi ayakları üzerinde durmaya başlamasını söylüyordu. Bunu da baskı olarak göstermiyordu. Bugün Leyla ile buluştuğumuzda, Enes’in ayrıldığını söyledi. Tabi biz ve arkadaşlar, ufak çaplı şok dalgası yaşadık.

Öğle saatlerinde buluştuklarında; Leyla’ya çalışmayı düşünüp düşünmediğini sormuş. Bizim ki de yine aynı şeyleri zırvalamış. Oğlan aldığı maaşın ikisi için yeteceğini ama hayat standartlarında düşme olabileceğinden filan bahsetmiş. Ve özel sektörde çalıştığı içinde, yarın bir gün aksi bir durumda ne yapacaklarını sormuş. Leylacığımız, ailelerimiz var filan demiş. Enes’te haklı olarak, ailelerden destek almak istemediğini, yaşlarlarının artık 20’lerin başlarında olmadığını filan söylemiş. Tabi muhabbet böyle gelişince, konuşmanın şiddeti de maalesef artmış. Konuyu fazla dallandırıp budaklandırmadan; çocuk eğer iş bulmaz ise, kendisinin bu ilişkiyi karşılayamayacağını söylemiş ve ayrılmak istediğini belirtmiş. Şimdi bunu böyle söyleyince masada fikir ayrılıkları da oluşmadı değil. Kız arkadaşlardan bazıları; madem sana bakamayacaktı neden seninle beraber oldu filan dedi ki bence oldukça saçma bir argüman. Leyla’da bunların üstüne ben onunla tek kase yemeği paylaşmaya hazırdım moduna bağladı. Bende bir yemeğin pay edilmesine karşı değilim fakat bunda da bir tutarlık olması gerekiyor. Yine de peşin hüküm vermemek için, akşam ki maçı Enes ile izledik. Çocuk durumdan filan mutlu değil ama realiteyi de ortaya koyuyor. Her buluştuğumuzda yemeğiydi, kahvesiydi 200-250 lira dışarı veriyoruz. Yazları ve kışları tatile gidiyoruz. Bunların hepsinden zevk alsamda sürdürebilir değil. Daha doğrusu mantıklı değil diyor. Yarın evlendiğimizde çocuklarımız olduğunda, onların masraflarını nasıl karşılayacağız filan dedi. Üstüne üstlük; gayet kurumsal 2 farklı firmada iş bulduğunu fakat Leyla’nın görüşmeye gitmeye bile yeltenmediğini söyledi. Aile desteğiyle de hayatlarının sürmeyeceğini söyledi.

Çocuğu böyle dinleyince de ona da hak verdim. Bir tarafta bilançonun hep eksi vermesine sebebiyet veren bir taraf. Diğer tarafta bilançoyu artıya sokmaya çalışan biri. Olabilecek riskleri görmeyen ve gören biri. İyi günde kötü günde yemin ediliyor fakat dünya da toz pembe değil. Çocuğun ekonomik durumu da kötü değil bunu da es geçmeyeyim.

Valla sevgili arkadaşlar, asgari ücret bile olsa iki tarafın da çalışmasından yanayım. Araştırmalara göre de; boşanmaların en büyük sebebi maddi sorunlar. Bu sorunların getirdiği stres, tartışmalar falan. Hiç kimse gerek erkek gerekse kız, sizin tüm maddi giderlerinizi çekmek zorunda değil. Zaten asalak değilseniz, çalışıp para kazanırsınız. İnsanın maddi özgürlüğünün olması kadar güzel bir şey yok 🙂

You May Also Like