Dünya döndükçe ve futbol var oldukça her zaman bir kıyaslama olacaktır. Günümüzde bu kıyaslama Messi ve Ronaldo üzerinden yapılıyor daha önceleri de başka futbolcular üzerinden yapılmıştı. Manchester gezim sırasında özellikle kırmızı şeytanların yuvası olan Old Trafford‘a gitmek istemiştim. Öyle stad gezme tutkum filan de yoktur. Stadın otoparkına arabayı park ettikten sonra beni sırtları dönük Manchester’ın 3’lüsü karşılıyordu. Bunlardan biri hayatım boyunca ” keşke onu canlı izleyebilseydim ” dediğim George Best’ti. 9 sene kırmızı formayı sırtına geçirmesi onu Manchester’ın efsanesi yapmaya yetti ve arttı bile.

Parlak kariyeri maalesef alkol ve kadın düşkünlüğü sebebiyle ivme kaybediyordu. Kendisi de yıllar sonra alkol hakkında ”Hayatımdaki her şeyi çalımladım, alkol hariç ” itirafını bulunacaktı. Youtube’da eski videolarını izlediğimde gerçekten önünde futbolcuların durmakta zorlandığını fark ettim. Belki bir Messi kadar rahat çalım atmıyordu ama bir şekilde önündekileri geçebiliyordu. Sonuçta futbolun şu zamanki durumuyla o zaman ki halini kıyaslamak bile saçmalık. Adam gibi sahalar yok, formalardan tuttun toplara kadar bir sürü ekipman ” ilkel ” durumda. Belkide futbolun futbol olduğu dönemlerdi.

Dünyanın en egolu futbolcusu kim diye sorulsa vereceğim cevap Zlatan olacaktır. Ama George’da Zlatan’dan aşağı kalır yanı yoktu. Belki insanların hayallerini süsleyecek Miss World güzellerini reddecek kadar tuhaf bir karakteri vardı. Tuhaf diyorum çünkü George’nin kadınlara ne kadar düşkün olduğu bilinen bir gerçekti ve dünya güzellerini reddedebiliyordu. Kendisi bu durumu  ”Yedi tane Miss World ile yattığım söyleniyor ama rakam yanlıştır. Doğru rakam dörttür. Üçünü reddettim ”sözleriyle açıklıyordu.

Futbolculuğuna saygı duysam da habire konuşmasından dolayı Pele’ye karşı bir antipatikliğim vardır. Adam hiç susmuyor, hep konuşuyor. Sevgili George ise benim yerime Pele’ye güzel bir laf atmışlığı vardı; “Eğer biraz daha tipsiz olsaydım, Pele’nin adı dahi anılmazdı“.

Eski röportajlarını okuduğumda veya haberlerine baktığım zaman George’ın alkol ve kadınlar konusunda hiç çekinmediğini gördüm. Ve bunları iyi bir şey olarak insanlara sunuyordu, belki buna da inanıyordu. “1969’da içkiyi ve kadınları bıraktım. Hayatımda geçirdiğim en berbat 20 dakikaydı.” söylediği bu söz çok ünlüdür. Hayatımda alakalı alakasız yerlerde bir kaç kere çıkmıştır. Hızlı yaşayan bu efsane maalesef hayatının son dönemlerini pek mutlu geçiremedi.

Alkol ve sigara bağımlılığı öyle bir hal aldı ki kendisinin yıllar sonra ki sözlerinde bunun hayatını ne kadar etkilediğini daha iyi anlıyoruz. Sigara ve alkolü bırakması istenmiş aksi takdirde futbol hayatının biteceği iletildiğinde, kendisi futbolu bırakmayı tercih etmişti. Kaçımız böyle bir şey yapar ki ? ( iyi bir şey olarak sormuyorum )

Manchester’dan ayrıldıktan sonra kariyeri pek düze çıkamadı. Bazı takımlarda antrenmanlara alkollü geldi bazılarına gelemedi bile. Hurafeye göre Manchester United teknik direktörünün; ” ya alkol ya Manchester ” sorusuna, Manchester demeyi çok isterdim ” demiş. Bu dialogun ne kadar doğru olduğunu bilemiyorum, maalesef doğruluğunu kanıtlayacak bir şeyde bulamadım. Ondan sonra Manchester’ın efsanevi 7 numaralı formasını bir çok futbolcu giydi. Kimi bu formanın hakkını verdi kimi veremedi ama hiç biri George Best gibi bir acaba bırakmadı. Acaba kadınları, sigarayı ve alkol sorunu olmasa Manchester tarihinde, Dünya futbol tarihinde nasıl bir yerde olurdu. Şimdi bile stadın önünde bir heykeli olan bir efsane olduğunu göz önünde bulundurun.

You May Also Like